“İnsanlar ne derse desin, ben onunla evleneceğim.” Yirmi yaşındaki Derya bu cümleyi söylediğinde annesi karşısındaki kızına uzun süre bakakalmıştı. Çünkü Derya’nın evlenmek istediği adam tam elli yaş büyüktü. Yetmiş yaşındaki Rauf Bey, yıllardır ilçede yaşayan, maddi durumu oldukça iyi, eşini birkaç yıl önce kaybetmiş bir iş insanıydı. Derya ise daha hayatının başındaydı. Üniversiteye yeni başlamış, geleceğiyle ilgili onlarca hayal kuran genç bir kızdı. İnsanlar bu evliliği duyduklarında tek bir soru sormuştu: “Neden?” Kimileri Derya’nın para için evlendiğini söyledi. Kimileri Rauf’un genç bir kızla evlenerek yaşlanmayı kabullenemediğini düşündü. Derya ise bütün bu konuşmaları duymazdan geliyordu. Ona göre Rauf diğer insanlardan farklıydı. Onu dinliyor, fikirlerine değer veriyor ve ilk kez bir erkeğin kendisine gerçekten güvendiğini hissettiriyordu. Derya’nın ailesi başlangıçta bu evliliğe kesinlikle karşı çıktı. Babası, “Kızım, aranızda bir ömür var. Bugün sana güzel gelen şey yarın seni mutsuz edebilir,” diye defalarca uyarmıştı. Derya ise her defasında aynı cevabı veriyordu: “Ben kararımı verdim.” Sonunda ailesi istemeyerek de olsa düğüne razı oldu. Derya, sade bir gelinlikle Rauf’un yanında dururken çevredeki insanların bakışlarını üzerinde hissediyordu. Fakat yüzünde pişmanlık yoktu. Hatta düğün gecesi annesine sarılıp, “Göreceksin anne, çok mutlu olacağım,” demişti. İlk aylar gerçekten de sakin geçti. Rauf, Derya’ya pahalı hediyeler alıyor, onu tatile götürüyor, istediği her şeyi yapmaya çalışıyordu. Büyük bir evde yaşıyorlardı. Derya’nın arkadaşları onun hayatına imreniyor, bazıları ise gizlice. Tamamı diger syfada.
20 Yaşındaki Kız 70 Yaşındaki Adamla Evlendi. Devamında Kocası Sürekli
“İnsanlar ne derse desin, ben onunla evleneceğim.” Yirmi yaşındaki Derya bu cümleyi söylediğinde annesi karşısındaki kızına uzun süre bakakalmıştı. Çünkü Derya’nın evlenmek istediği adam tam elli yaş büyüktü. Yetmiş yaşındaki Rauf Bey, yıllardır ilçede yaşayan, maddi durumu oldukça iyi, eşini birkaç yıl önce kaybetmiş bir iş insanıydı. Derya ise daha hayatının başındaydı. Üniversiteye yeni başlamış, geleceğiyle ilgili onlarca hayal kuran genç bir kızdı. İnsanlar bu evliliği duyduklarında tek bir soru sormuştu: “Neden?” Kimileri Derya’nın para için evlendiğini söyledi. Kimileri Rauf’un genç bir kızla evlenerek yaşlanmayı kabullenemediğini düşündü. Derya ise bütün bu konuşmaları duymazdan geliyordu. Ona göre Rauf diğer insanlardan farklıydı. Onu dinliyor, fikirlerine değer veriyor ve ilk kez bir erkeğin kendisine gerçekten güvendiğini hissettiriyordu. Derya’nın ailesi başlangıçta bu evliliğe kesinlikle karşı çıktı. Babası, “Kızım, aranızda bir ömür var. Bugün sana güzel gelen şey yarın seni mutsuz edebilir,” diye defalarca uyarmıştı. Derya ise her defasında aynı cevabı veriyordu: “Ben kararımı verdim.” Sonunda ailesi istemeyerek de olsa düğüne razı oldu. Derya, sade bir gelinlikle Rauf’un yanında dururken çevredeki insanların bakışlarını üzerinde hissediyordu. Fakat yüzünde pişmanlık yoktu. Hatta düğün gecesi annesine sarılıp, “Göreceksin anne, çok mutlu olacağım,” demişti. İlk aylar gerçekten de sakin geçti. Rauf, Derya’ya pahalı hediyeler alıyor, onu tatile götürüyor, istediği her şeyi yapmaya çalışıyordu. Büyük bir evde yaşıyorlardı. Derya’nın arkadaşları onun hayatına imreniyor, bazıları ise gizlice. Tamamı diger syfada.
YORUMLAR