Soğukta Titreyen Bir Anneye ve Bebeğine Montumu Verdım… Bir Hafta Sonra Kapım Çaldı
Bu içerik, gerçek hayatta yaşanan deneyimlerden ilham alınarak hazırlanmıştır.
73 yaşındayım.
Eşim Ellen’ı kaybedeli sekiz ay oldu ve ev, insanın içini üşüten bir sessizlikle dolu.
Bu huzurlu bir sessizlik değil.
Buzdolabının uğultusunun bile fazla geldiği,
insanın kemiklerine işleyen bir yalnızlık.
43 yıl boyunca her şey paylaşıldı.
Sabah kahveleri, kilisede sıkılan parmaklar,
mutfak masasındaki küçük ritüeller…
Çocuğumuz olmadı.
Ne bir tercih, ne de bir kazaydı bu.
Hayat öyle gelişti ve sonunda sadece ikimiz kaldık.
Ellen hep aynı şeyi söylerdi:
“Sen ve ben, Harold. Dünyaya karşı ikimiz.”
Şimdi ise yatak daha soğuk.
Odalar daha büyük.
Geçen perşembe, alışveriş için Walmart’a gitmiştim.
Konserve çorba, ekmek, muz ve Ellen’ın sevdiği yarım yağlı krema…
Kullanmam ama alışkanlıklar, insanlardan daha geç terk eder.
Dışarı çıktığımda rüzgâr yüzüme bıçak gibi çarptı.
Orta Batı soğuğu…
İnsanın eklemlerini küfre zorlayan cinsten.
Tam o sırada onu gördüm.
