Her gün işe giderken yolumun üzerinde oturan evsiz bir adama birkaç lira verirdim

İlk bayramım — eşimi üç ay önce kanserden kaybetmiş bir dul olarak — sessiz ve öngörülebilir geçmeliydi: kütüphanede çalışmak, akşam boş eve dönmek, ertesi gün aynısını tekrarlamak. Ancak kütüphane kapısının yanındaki bankta her sabah sandviç verdiğim o yaşlı adam, birkaç kelimeyle hayatımı altüst etti. Arife günü bana fısıldadı: “Lütfen bugün eve gitme.” O sözün ardından gelen zarflı mektup, eşimin geçmişine dair sarsıcı bir gerçek ve bana düşen bir sorumluluk, tüm dünyamı değiştirdi.
(Kısa özet: Dul bir kadının ilk bayramında banktaki yabancı—bir mektup, bir son istek, bir görev.)

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir