“ANNEMİ ARIYORUM” Paylaşımını Gördüğümde Nefesim Kesildi

Annem üç yıl önce vefat etmişti.
Eşyalarını çatı katına kaldırmış, bir daha hiç dokunmamıştım.

O gece el fenerini alıp yukarı çıktım.

Kutuları tek tek açtım.
Albüm. Defter. Eski belgeler…

Hiçbir şey yoktu.

Tam vazgeçecekken, köşede küçük bir kutu gördüm.
Üzerinde sadece bir tarih yazıyordu:

1974.
Doğduğum yıl.

Kutunun içi buz gibiydi.

Bir bebek battaniyesi.
Bir hastane bilekliği.
Ve adımın yazılı olduğu mühürlü bir zarf.

Zarfın içinden eski bir gazete kupürü çıktı:

“Yerel Hastane Yangınında Bir Bebek Kayıp – İkizler Ayrıldı mı?”

Yıllar önce, De Moyn’daki bir hastanede çıkan yangın sırasında ikiz kız bebeklerden biri kaybolmuştu.

Benim hiç bilmediğim bir ikizim vardı.

Kupürün arkasında annemin el yazısı vardı:

“Ona söyleyemedik. Yıllarca aradık ama bulamadık.
Emel huzuru hak ediyordu.
Tanrı bizi affetsin.”

Sessizce ağladım.

Kutunun en altında solmuş bir kartpostal vardı.
Sadece üç kelime yazıyordu:

“İyiyim.”

İkizim hayattaydı.


Gerçek Karşılaşma

Genç kadına mesaj attım.
Ailenle ilgili bir şey biliyor olabilirim. Konuşabilir miyiz?

Cevap neredeyse anında geldi.

Ertesi gün küçük bir kafede buluştuk.

Göz göze geldiğimiz an ikimiz de donduk.

Her şeyi anlattım.
Yangını.
Kaybolan ikizi.
Annemin sırrını.

Hanna ağladı.
Ben de.

Haftalarca birlikte aradık.
Belgeler, kayıtlar, eski haberler…

Sonunda gerçeği öğrendik.

İkiz kız kardeşim, dört yıl önce vefat etmişti.

Fotoğrafına baktım.
Bize benziyordu.

Ama Hanna başını omzuma yasladı.

“Annemi bulamadım,” dedi.
Ama ailemi buldum.

Kolumu ona doladım.

Hayatım artık eskisi gibi olmayacaktı.
Ama bazı sırlar, kalbi parçalarken…
aynı anda ışığın içeri girmesine de izin verir.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir