Cenazedeki Duygusal An

O gün, güneş bulutların ardına saklanmıştı. Küçük bir Anadolu köyünde, toprak ana yine bir evladını bağrına almak için hazırlanıyordu. Ahmet amcanın son yolculuğundaydık. İnsanlar, hüzünle bir araya gelmiş, dualar okuyordu. Havada çiçek kokularına karışan taze toprak kokusu vardı.

Derken…

Uzaktan gelen dörtnal sesleriyle herkes irkildi. Ormanın koyu yeşil perdesinden, alnında yıldız izi olan koca bir at çıka geldi. Bold Pilot’du bu. Ahmet amcanın yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı çiftlik atı.

Kalabalık tedirgin oldu. Kimi bağırdı, kimi kenara çekildi. Ama at, sanki hiçbir şey görmüyormuşçasına, dosdoğru tabuta ilerledi. Tam önünde durdu. Nefes nefeseydi. Sırtında hâlâ Ahmet amcanın elinin okşadığı yerler parlıyordu.

O an bir mucize oldu.

Bold Pilot, ön ayaklarını bükerek tabutun yanına yattı. Başını ahşap sandukaya dayadı. Hüzünlü bir kişnemeyle vedalaştı sanki. Sanki “Hoşça kal efendim” diyordu.

Ahmet amcanın kızı Elif, olup biteni anlatırken hâlâ gözyaşlarını tutamıyor: “Babam, Bold Pilot’u her gün anlatırdı. ‘O benim yoldaşım’ derdi. Ama bu kadarını hiçbirimiz beklemiyorduk.”

Köyün yaşlı çobanı ise olaya şöyle yorum yapıyor: “Hayvanlar insanlardan daha vefalıdır. Onlar unutmaz, onlar affeder. Bold Pilot, sahibinin kokusunu rüzgarla bile tanıdı.”

O günden sonra köyde bir şey değişti. İnsanlar hayvanlara bir başka bakmaya başladı. Bold Pilot ise artık köyün ortak değeri oldu. Her sabah Ahmet amcanın mezarına gidiyor, saatlerce orada bekliyor.

Bu hikâye, sevginin sınır tanımadığını, vefanın sadece insanlara özgü olmadığını bize bir kez daha hatırlattı. Bazen en derin bağlar, en sade yüreklerde saklıdır.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir