Ne söylediğini ilk anda anlayamadım.
“Ne demek istiyorsun?” diye sordum.
Merve masadaki bilgisayarı işaret etti. “Mesaj geldi,” dedi. “Ajans aradı.”
Ekrana baktığımda kısa ama resmi bir bildirim gördüm:
“Evlat edinme süreci geçici olarak durdurulmuştur.”
Altında dosya numarası, tarih ve resmi ifadeler vardı. Her şey fazlasıyla gerçekti. Bir süre sadece ekrana baktım. Kelimeler yerli yerindeydi ama anlamları zihnime ulaşmıyordu.
“Bu ne anlama geliyor?” dedim.
Merve derin bir nefes aldı. “Biyolojik annenin yasal itiraz hakkını kullandığını söylediler. Dosya yeniden incelenecekmiş.”
Evdeki sessizlik ağırlaştı. Saatin tıkırtısı bile daha yüksek geliyordu.
“Elif mi?” dedim. “Ama imzalar… Her şey tamam değil miydi?”
Merve omuz silkti. “Bize öyle demişlerdi.”
Ajansla iletişime geçtik. Telefonun diğer ucundaki ses sakindi, fazlasıyla resmiydi. Sürecin askıya alındığını, değerlendirme yapılacağını söylediler. Defne’nin şimdilik bizimle kalacağını ama kesin bir kararın olmadığını eklediler.
O gece Defne’yi kucağımda uyuturken içimde alışık olmadığım bir duygu vardı. Normalde huzur veren o küçük nefesler, bu kez geçicilik korkusunu hatırlatıyordu. Merve sabaha kadar uyumadı. İnternetten yönetmelikler okudu, notlar aldı, sonra tekrar ağladı.
Ertesi gün çağrıldığımız kuruma gittik. Koridorlar sakindi, duvarlarda aile temalı afişler vardı. Bizim içinse her adım ağırdı. Küçük bir odada bekledik. Sürecin, bebeğin “üstün yararı” gözetilerek yürütüleceği anlatıldı.
Bir süre sonra Elif’in de orada olduğunu öğrendik. Onu ilk kez yakından gördüğümüzde, yüzündeki yorgunluk ve kararsızlık dikkat çekiciydi. Konuşurken sesinin titremesi, onun da bu sürecin yükünü taşıdığını gösteriyordu.
“Ben geri almak için gelmedim,” dedi. “Sadece doğru bilgilendirilmediğimi fark ettim.”
O an herkesin aynı noktada buluştuğunu anladım: Eksik ve yanlış bir süreç. Ne biz tam olarak korunmuştuk ne de Elif yeterince bilgilendirilmişti.
Görüşmenin sonunda kesin bir karar çıkmadı. Defne’nin şimdilik bizimle kalacağı, ajans hakkında inceleme başlatılacağı söylendi. Bu belirsizlik, rahatlatıcı değildi ama en azından o gün eve birlikte dönebilmiştik.
Eve geldiğimizde Merve Defne’yi kucağına aldı. Uzun süre konuşmadık. O sessizlikte şunu anladım: Anne baba olmak sadece bir imza değil, bağ kurmak demekti. Ve o bağ, bazen hukuki süreçlerden çok daha güçlüydü.
Bu hikâye bize şunu öğretti: Evlat edinme, sadece bir aile kurma değil; aynı zamanda sorumluluk, şeffaflık ve doğru yönlendirme gerektiren hassas bir yolculuktu.