Fotoğrafın Zararsız Olduğunu Düşünmüştüm… Ta Ki Daha Yakından Bakana Kadar

Emine aylar boyunca bir şeylerin ters gittiğini hissetmişti. Kocası Davut artık eskisi gibi değildi. Daha sessiz, daha mesafeli, daha ulaşılmazdı. Telefonu elinden düşmüyor, işten geç geliyor, işi gerektirmediği hâlde sık sık seyahate çıkıyordu.

Emine defalarca sordu:
“Bir sorun mu var?”

Her seferinde aynı cevap geldi:
Tabii ki yok, tatlım.

Ama bir pazar sabahı, kahvesini içerken sosyal medyada gezinirken Davut’un bir gece önce paylaştığı fotoğrafı gördü. İlk bakışta gerçekten de hiçbir şey yoktu. Davut bir kafede oturuyordu, rahat ve gülümsüyordu. Altına da şu notu düşmüştü:
Uzun bir haftanın ardından şarj oluyorum.

Yine de Emine’nin içindeki huzursuzluk geçmedi. Fotoğrafa tekrar baktı. Sonra biraz daha yaklaştı.

İşte o an kalbi yerinden oynadı.

Kafenin camında, Davut’un arkasında bir yansıma vardı. Bu bir gölge değildi. Saçı omzuna dökülmüş bir kadın silueti… Bileğindeki bileklik ışığı yakalıyordu.
Davut yalnız değildi.

Emine fotoğrafa uzun uzun baktı. O an her şey anlam kazandı:
Geç saatler, bitmeyen mesajlar, duygusal uzaklık…
Gerçek bir gecede ortaya çıkmamıştı. Hep oradaydı. Emine sadece bunu kabul etmekten korkmuştu.

İki gün sonra Davut eve geldiğinde Emine saklamadı. Fotoğrafı gösterdi ve sordu.
En acı veren şey, Davut’un inkâr etmemesi oldu.

Konuyu geçiştirdi. Önemsizmiş gibi davrandı.
Hatta şu cümleyi kurdu:
Kimleri görürsem göreyim, sen hâlâ karımsın.

Emine o an şunu anladı:
İhanetten bile daha ağır olan şey, karşısındaki insanın bunu kabulleneceğini sanmasıydı.

Bazıları “Bir fotoğraf evliliğini bitirdi” der.
Ama gerçek şu ki; fotoğraf hiçbir şeyi bitirmedi.
Sadece Emine’nin zaten bildiği ama kendine itiraf edemediği gerçeği doğruladı.

Ve bazen, bir evliliği yıkan şey ihanet değil
İhanetin bu kadar rahat savunulabilmesidir.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir