Komşum Kurtardığım Köpeklere “İğrenç” Dedi

O gece uyuyamadım.
İnci’nin tekerleklerinin tıkırtısı kulaklarımdaydı.
Dost başını dizime koymuştu.

Sabah kalktım ve bağırmak yerine konuşmayı seçtim.

Muhtarlığa gittim.
Mahalle toplantısı için ilan astım:

“Sokak Hayvanları ve Birlikte Yaşamak.”

Kimsenin adını yazmadım.
Ama herkes kimin geleceğini biliyordu.

Cumartesi günü park doldu.
İnci ve Dost en öndeydi.

Söz aldım:

“Ben yetmiş beş yaşındayım.
Güçlü olanın görevi zayıf olanı saklamak değil, korumaktır.”

Kalabalık sessizdi.

“Bu köpekler kusurlu değil,” dedim.
“Yaralıydılar. Ve iyileşti.
Beni de iyileştirdiler.”

O sırada küçük bir çocuk öne çıktı.
İnci’ye dokundu.

“Ben korkmuyorum,” dedi. “O çok tatlı.”

Bir gülümseme yayıldı.

Melike konuştu.
İlk kez sesi yumuşaktı.

“Kontrolü kaybediyormuşum gibi hissediyorum,” dedi.

Yanına gittim.

“Kontrol,” dedim,
“bazen bırakmayı bilmektir.”

Melike eğildi.
İnci’ye elini uzattı.
İnci kuyruğunu salladı.

O gün mucize olmadı.
Ama bir şey değişti.

Bir daha kötü söz söylenmedi.
Ertesi hafta Melike’nin kapısında bir kap su vardı.

Ben kimseye ders vermedim.
Sadece gerçeği görünür kıldım.

75 yaşındayım.
Ve artık şunu biliyorum:

Merhamet bağırarak değil, sakin kalarak kazanır.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir