Oğlumun Cenazesine Giderken Uçaktaydım

Bir anda 63 yaşında değildim.
23 yaşındaydım.

İzmir’de bir lisede öğretmendim.
Sınıfım zordu. Çocuklar hayata erken küsmüştü.

Ama biri farklıydı.

Ali.

Sessizdi. Nazikti.
Makinelere karşı olağanüstü bir yeteneği vardı.
Bozuk ne varsa tamir ederdi.

Bir gün karakoldan telefon geldi.

“Öğrenciniz Ali gözaltında.”

Çalıntı bir araç meselesi…
Ali suçlu görünüyordu ama ben ona inandım.

Ve yalan söyledim.
Onu korumak için.

Serbest bırakıldı.

Ertesi gün bana bir papatya getirdi.
“Bir gün sizi gururlandıracağım,” dedi.

Sonra hayat onu benden aldı.

Ta ki o uçağa binene kadar.

İnişte pilot çıktı.
Gözleri hâlâ aynıydı.

“Ben Kaptan Ali,” dedi.

Meğer verdiğim o küçük şans, bir hayatı değiştirmişti.
Ali pilot olmuştu.
Şimdi hasta çocukları ücretsiz taşıyan bir hava yardım projesi yürütüyordu.

Beni küçük bir hangara götürdü.
Bir uçağın üzerinde şu yazıyordu:

Umut Hava

Sonra bana bir fotoğraf verdi.
Tahtanın önünde, genç bir öğretmen…

Arkasında tek cümle vardı:

“Uçabileceğime inanan öğretmene.”

O gün şunu anladım:

Bazen hayat, en büyük kaybın içinden
sessizce yeni bir anlam çıkarır.

Ve bazen…
Bir çocuğa inanmak,
bir nesli kurtarır.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir