Polis, sokakta yasadışı olarak mal satan zavallı yaşlı kadın için

Şehrin en işlek caddelerinden birinde, sabahın erken saatlerinde sıradan gibi görünen bir manzara vardı. Kaldırımın kenarına serilmiş eski bir örtü, üzerinde birkaç kasa sebze, başında ise yılların yorgunluğunu yüzüne işlemiş, beli bükük bir yaşlı kadın… Çevreden geçenler onu çoğu zaman fark etmiyor, fark edenler de “Zavallı, ekmek parası için satıyor” deyip yoluna devam ediyordu. Ta ki o gün devriye gezen polis ekibi durana kadar.

Polisler, kaldırım işgali ve izinsiz satış ihbarı üzerine bölgeye gelmişti. Yaşlı kadını görünce ekipteki memurların yüz ifadesi yumuşadı. Kadın, titrek elleriyle domatesleri düzeltmeye çalışıyor, arada bir başını kaldırıp geçenlere bakıyordu. Üzerindeki eski hırka, yıpranmış ayakkabılar ve çatlamış elleri, yıllardır yoklukla mücadele ettiğini açıkça gösteriyordu. Memurlardan biri, arkadaşına dönüp alçak sesle “Teyze belli ki muhtaç, uyarıp gönderelim” dedi.

Yaşlı kadın, polisleri görünce telaşlandı. “Oğlum, bir şey yapmadım ben” diye söze girdi. “Üç beş sebze, ev kirası için…” Sesi titriyordu. Polislerden biri kimliğini sordu, diğeri ise tezgâha şöyle bir göz gezdirdi. Domatesler, biberler, patatesler… Her şey sıradan görünüyordu. O an için tablo, şehirde her gün rastlanabilecek yüzlerce sahneden farksızdı.

Ancak ekipteki genç bir memur, içgüdüsel bir şüpheyle tezgâha biraz daha yaklaştı. Sebzelerin dizilişi garipti. Bazıları gereğinden fazla düzgün, bazı kasalar ise olduğundan ağır duruyordu. Memur, eğilip patateslerin arasına baktı. O an yaşlı kadının yüzü bir anda bembeyaz kesildi. Elleriyle örtüyü kapatmaya çalıştı, sesi yükseldi: “Dokunma evladım, onları ben ayarladım!”

Bu tepki, memurun şüphesini iyice artırdı. Kasayı hafifçe kaldırdı. Altından, sebzelerle kamufle edilmiş küçük paketler çıktı. İlk bakışta sıradan naylon poşetler gibi duruyordu ama içleri açıldığında gerçek ortaya saçıldı. Paketlerin içinde, piyasaya sürülmeye hazır halde yasadışı maddeler vardı. O an sokaktaki sessizlik yerini gerilime bıraktı.

Polisler hızla durumu kontrol altına aldı. Yaşlı kadın bir anda çöktü, az önceki masum görüntüsünden eser kalmamıştı. Yılların yorgunluğu yerini soğuk bir ifadeye bıraktı. “Ben yapmadım, bana verdiler” diye bağırsa da artık çok geçti. Tezgâhın altından çıkanlar, işin basit bir seyyar satıcılıktan çok daha fazlası olduğunu ortaya koyuyordu.

Çevrede toplanan kalabalık, şaşkınlıkla olan biteni izliyordu. Birkaç dakika önce acıyarak baktıkları kadın, şimdi kelepçelenmiş halde polis aracına doğru götürülüyordu. İnsanlar kendi aralarında fısıldaşıyordu. “Görünüşe bakma”, “Kim bilir kaç zamandır böyle” gibi sözler havada uçuştu. Bazıları hâlâ inanmak istemiyor, “Bu yaşta nasıl yapar?” diye soruyordu.

Polis kaynaklarından edinilen bilgilere göre, yaşlı kadının uzun süredir suç örgütleri tarafından “kimse şüphelenmez” düşüncesiyle kullanıldığı ortaya çıktı. Sokakta sebze satarak hem kamufle oluyor hem de paketleri alıcılara ulaştırıyordu. Yani o tezgâh, yalnızca domates ve patates değil, aynı zamanda karanlık bir ağın parçasıydı.

Olayın ardından cadde yeniden eski kalabalığına döndü. Ancak oradan geçenlerin çoğu artık yere serilmiş basit bir örtüye, yaşlı bir satıcıya eskisi gibi bakmıyordu. Bu olay, sokakta görünen her masum görüntünün ardında bambaşka bir gerçek olabileceğini acı bir şekilde hatırlatmıştı. Birkaç sebze kasasıyla başlayan hikâye, şehrin ortasında herkesi sarsan bir gerçeğe dönüşmüştü.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir