Cebinden çıkardığı şeyi kayınvalidemin avucuna sessizce bıraktığında, ne olduğunu gördüm. Küçük, şeffaf bir plastik poşetti. İçinde hastane bilekliği vardı. Ama bu benim bilekliğim değildi. Üzerindeki ismi okuyabilmek için başımı kaldırmaya çalıştım. Sancılar arasında gözlerimi kısıp tekrar baktım. “Sude Yalçın.” İsim bana hiçbir şey ifade etmiyordu. Fakat kayınvalidemin yüzündeki ifadeyi gördüğüm anda, bunun sıradan bir hastane bilekliği olmadığını anladım. Kayınvalidem poşeti hızla avucunun içinde sakladı. “Bunu neden ona verdiniz?” diye fısıldadım. Hemşire bir an bana baktı. Sonra kayınvalideme. “Bence artık söylemelisiniz,” dedi. Kayınvalidem başını öne eğdi. “Henüz zamanı değil.” Kalbim daha hızlı atmaya başladı. “Ne zamanı değil?” Kimse cevap vermedi. Tam o sırada karnımdaki sancı yeniden şiddetlendi. Gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım. Hemşire yanıma gelip cihazları kontrol ederken kayınvalidem kapıya doğru birkaç adım attı. “Bir dakika dışarı çıkabilir miyim?” diye sordu. “Hayır.” Sesim beklediğimden daha sert çıkmıştı. Kayınvalidem durdu. “Sen burada kalacaksın,” dedim. “Bana ne olduğunu anlatmadan hiçbir yere gitmeyeceksin.” Hemşire derin bir nefes aldı. “Hanımefendi, size bir şey söylemem gerekiyor.” Boğazım düğümlendi. “Ne?” Hemşire elindeki dosyaya baktı. “Bu hastaneye ilk kez gelmiyorsunuz.” Kaşlarımı çattım.
Eşim işteyken erken doğum sancılarım başladı
Cebinden çıkardığı şeyi kayınvalidemin avucuna sessizce bıraktığında, ne olduğunu gördüm. Küçük, şeffaf bir plastik poşetti. İçinde hastane bilekliği vardı. Ama bu benim bilekliğim değildi. Üzerindeki ismi okuyabilmek için başımı kaldırmaya çalıştım. Sancılar arasında gözlerimi kısıp tekrar baktım. “Sude Yalçın.” İsim bana hiçbir şey ifade etmiyordu. Fakat kayınvalidemin yüzündeki ifadeyi gördüğüm anda, bunun sıradan bir hastane bilekliği olmadığını anladım. Kayınvalidem poşeti hızla avucunun içinde sakladı. “Bunu neden ona verdiniz?” diye fısıldadım. Hemşire bir an bana baktı. Sonra kayınvalideme. “Bence artık söylemelisiniz,” dedi. Kayınvalidem başını öne eğdi. “Henüz zamanı değil.” Kalbim daha hızlı atmaya başladı. “Ne zamanı değil?” Kimse cevap vermedi. Tam o sırada karnımdaki sancı yeniden şiddetlendi. Gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım. Hemşire yanıma gelip cihazları kontrol ederken kayınvalidem kapıya doğru birkaç adım attı. “Bir dakika dışarı çıkabilir miyim?” diye sordu. “Hayır.” Sesim beklediğimden daha sert çıkmıştı. Kayınvalidem durdu. “Sen burada kalacaksın,” dedim. “Bana ne olduğunu anlatmadan hiçbir yere gitmeyeceksin.” Hemşire derin bir nefes aldı. “Hanımefendi, size bir şey söylemem gerekiyor.” Boğazım düğümlendi. “Ne?” Hemşire elindeki dosyaya baktı. “Bu hastaneye ilk kez gelmiyorsunuz.” Kaşlarımı çattım.
YORUMLAR