Yiğit kapıdan içeri girdiğinde kalbim yıllar sonra ilk kez bu kadar hızlı atıyordu. Elinde kırmızı güller vardı. Gözlerimin içine bakarak, “Nihayet seni görebildim Ayşe,” dedi. O anda yıllardır süren yalnızlığımın sona ereceğini düşündüm. İlk günler her şey adeta bir masal gibiydi. Birlikte yemek hazırlıyor, sahilde yürüyüşe çıkıyor, eski şarkıları dinliyorduk. Bana sürekli güzel sözler söylüyor, “Senin yaşın sadece bir sayı. Sen hâlâ çok güzel bir kadınsın,” diyordu. Bu sözler beni mutlu ediyordu. Uzun yıllardır hiç kimse bana böyle güzel şeyler söylememişti. Ancak bir hafta geçtikten sonra Yiğit’in davranışlarında bazı değişiklikler fark etmeye başladım. Telefonunu sürekli yanında taşıyor, ben yanına yaklaştığımda ekranı hemen kapatıyordu. Bazen balkona çıkıp uzun telefon görüşmeleri yapıyordu. Kiminle konuştuğunu sorduğumda ise “İş meseleleri,” diyerek konuyu geçiştiriyordu.