Gölgede Kalan Aşk

Eski sevgilim, eşimin ölümünü duyduğunda yeniden hayatıma dahil olmaya çalışmıştı. İlk başta, onun yakınlaşma çabalarını masum bir tesadüf olarak görmüştüm. Ama buraya geldiğimden beri onu sürekli etrafımda görüyordum. Havuz başında, restoranda, hatta plajda… Sanki bir gölge gibi beni izliyordu. Her bakışında, geçmişe ait hisler içimde kıpırdanıyor ama kendime, “Bu kez güçlü olmalısın,” diyordum.
O gece, oteldeki ilk gecemdi. Odaya çıkıp biraz kitap okumuş, sonra erkenden uyumaya karar vermiştim. Gecenin bir vakti, sessizlik içinde uyurken kapıma sert bir şekilde vuruldu. Gürültüyle irkildim ve yataktan fırladım. İçimde hem korku hem de merak vardı. Kimin olabileceğini anlamak için önce kapıya yaklaşıp gözetleme deliğinden baktım. Ama dışarısı karanlıktı. “Kim var orada?” diye seslendim, ama cevap gelmedi.
Bir süre bekledim. Kapıya vurulma sesi tekrarlanınca, cesaretimi toplayıp kapıyı açmaya karar verdim. Kapıyı araladığım anda karşıma çıkan kişi, eski sevgilim Can’dı. Gecenin bu vakti, kapıma gelmişti ve yüzünde karmaşık bir ifade vardı. Şaşkınlık ve öfke arasında gidip geldim.
“Ne yapıyorsun burada, Can?” dedim, sesimde hem bir hesap sorma hem de şaşkınlık vardı. O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi sakin bir şekilde konuşmaya başladı:
“Konuşmamız lazım,” dedi. “Sana zarar vermeyeceğim. Sadece birkaç dakikanı istiyorum.”
Onu odaya almak istemiyordum, ama koridorda bizi görebilecek birileri olabileceğini düşünerek tereddüt ettim. Sonunda, daha fazla dikkat çekmemek için onu içeri aldım. Bu kararı verirken hissettiğim huzursuzluk içimi kemiriyordu.
Odaya girdiğinde, sanki yıllar önce ayrıldığımız an yeniden canlanmış gibiydi. “Neden buradasın, Can? Beni neden takip ediyorsun?” diye sordum. Gözlerini bana dikti ve ağır bir nefes aldı.
“Çünkü seni seviyorum,” dedi. Bu sözler beni bir anda geçmişe götürdü. Ama hemen kendimi toparladım.
“Bu mümkün değil,” dedim. “Ben seni çoktan geride bıraktım. Hem eşim… eşim öldü. Beni yalnız bırak.”
Can ise gözlerini benden ayırmadan, “Seni geride bırakamadım,” dedi. “O adam seni benden aldı. Ama şimdi, o yok. Beni neden dinlemek istemiyorsun?”
Bu sözler beni öfkelendirdi. “Eşim öldü, Can! Ve sen bunu bir fırsat olarak mı görüyorsun? Beni yalnız bırak!” dedim, sesim titriyordu. Ancak Can, konuşmaya devam etti:
“Onun ölümüyle ilgili bilmediğin şeyler var,” dedi. “Eşin sandığın kadar masum biri değildi. Onun işlerini kurcalamaya başladım ve karanlık bağlantılarını öğrendim. Sana bunu anlatmak için buradayım.”
Bu sözler beni bir anda altüst etti. “Ne demek istiyorsun?” diye sordum. Can, cebinden bir dosya çıkardı ve masanın üzerine koydu. “Bunları görmelisin,” dedi.
Dosyanın içinde, eşimin geçmişte yaptığı işlere dair belgeler, hesap dökümleri ve karanlık ilişkileri gösteren fotoğraflar vardı. Gözlerime inanamadım. Onunla yaşadığım yıllar boyunca, eşimin böyle bir hayatı olduğunu asla fark etmemiştim. Bu belgeler doğruysa, eşim bana tamamen farklı bir yüzünü göstermişti.
Ama daha fazla düşünmeye fırsat bulamadan, odanın telefonundan bir arama geldi. Telefondaki ses, otel yöneticisiydi ve bana odama doğru yaklaşan tanımadığım birinin olduğunu söyledi. Gözüm bir an dosyadaki belgelerde, bir an da Can’da kaldı. İçimde karmaşık bir korku ve şüphe büyüyordu.
Bu noktada artık kimseye güvenemeyeceğimi anladım. Can’ın söylediği her şey doğru muydu? Yoksa beni manipüle etmek için bir oyun mu oynuyordu? Ve kim, neden beni otelde izliyordu? Bu soruların cevabını bulmak için bir karar vermek zorundaydım. Ama hangi yöne dönsem, hayatımın tamamen değişeceğini hissediyordum.




Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.