Yol Kenarında Sebze Satan Bir Baba: Evladına Güvenip Her Şeyini Kaybeden Hüseyin’in Hikâyesi

Benim adım Hüseyin Karaca. Yetmişi çoktan geçtim. Aynaya baktığımda gördüğüm adamla içimde hâlâ yaşayan adam aynı değil. Aynadaki adam yorgun, kamburu çıkmış, elleri çatlak. İçimdeki adam ise hâlâ o eski tarlalarda koşan, oğlunu omzuna alan, geleceğe umutla bakan Hüseyin.

Her sabah köyün girişindeki yol kenarına sandığımı koyarım. Asfaltın tozu toprağa karışır, kamyonlar hızla geçer. Ben dururum. Domatesleri dizerim, biberleri yan yana koyarım. Hepsi kendi tarlamdan. Kimyasal bilmem; toprak ne verdiyse odur.

Bazen biri durur,
Hüseyin amca, bugün domates güzel mi?” diye sorar.
“Güzel,” derim. Çünkü yalan söyleyemem.
Ama içimden hep aynı cümle geçer: Keşke hayat da bu kadar düzgün olsaydı…

Eskiden köyde sözüm dinlenirdi. Bir iş olurdu, bana sorarlardı. Karım Emine, evin direğiydi. Sessizdi ama güçlüydü.
Ve oğlum Murat…
Her şey işte orada başladı.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir