Hemşire çocuğa ulaşıp bebeği kollarından almaya çalıştığında, çocuk battaniyeye daha da sıkı sarıldı. Gözlerinden yaşlar akıyordu.
“Lütfen onu almayın!” diye ağladı.
“Kız kardeşimi yetimhaneye göndermeyin! Lütfen!”
Baba donup kaldı. Ne dediğini anlamıyordu. Kimse kız kardeşini göndermekten bahsetmemişti.
Gerçek birkaç dakika içinde ortaya çıktı.
Çocuk, daha önce koridorda iki hemşirenin konuşmasına kulak misafiri olmuştu. Başka bir annenin bebeğini terk edeceğini, bebeğin yetimhaneye gönderileceğini duymuştu. Duyduklarını kendi ailesiyle ilişkilendirmişti.
Altı yaşındaki zihni, tek bir sonuç çıkarmıştı:
Kız kardeşi de alınacaktı.
Yetişkinler çocuğun yanına çömeldi. Sakin bir dille her şeyi anlattılar. Kız kardeşinin onların ailesine ait olduğunu, kimsenin onu götürmeyeceğini, ertesi gün hep birlikte eve gideceklerini söylediler.
Çocuk uzun süre yüzlerine baktı. Söylenenlerin doğru olup olmadığını anlamaya çalışıyordu. Ancak o zaman yavaşça gevşedi ve bebeği hemşireye teslim etti.
Bebek tekrar sıcak odaya götürüldü. Hiç uyanmamıştı bile.
Hayatının ilk 24 saatinde, birinin onu hayali bir tehlikeden kurtarmaya çalıştığından habersiz, huzurla uyumaya devam ediyordu.