O gün kapının önünde kaldığımızda bunun planlı bir kötülük olduğunu sandım. Ama kısa süre içinde anladım ki mesele daha farklıydı: kontrol ihtiyacı. Yine de sonuç değişmiyordu… Ben ve çocuklarım bir gecede evsiz kalmıştık.
O gece akrabada kaldık. Çocuklar yan yana uyumaya çalıştı; büyük olan tavana bakıp sustu, küçük olan her seste irkildi. Ben ise Murat’ın son mesajlarına baktım. “Akşam geç kalacağım…” gibi sıradan bir cümle bile artık başka bir hayata ait gibiydi.
Sabah çocukları okula bırakınca tek bir şey netleşti: Ben ayakta kalmazsam, onlar da kalamazdı. Bu yüzden doğruca notere gittim.
Görevli bilgisayara baktı, sonra durdu. “Bir evrak görünüyor,” dedi. Kalbim hızlandı. Noter, Murat’ın birkaç ay önce bazı önlemler aldığını söyledi. Ve o an ilk kez nefes alabildim.
Çünkü Murat haklıydı: Ben çaresiz değildim.
