Türkiye’nin saygın iş insanlarından Orhan Bey, yıllarca kurduğu imparatorluğun tek varisi olan oğlu Kerem için hep büyük hayaller kurmuştu. Ancak Kerem’in lüks tutkusu, sorumsuz davranışları ve insanlara yukarıdan bakışı, babasını giderek endişelendirmeye başlamıştı.
Bir akşam iş yemeklerinden birinde Kerem’in çalışanlara karşı küçümseyici tavrını gören Orhan Bey, artık sabrının tükendiğini anladı.
Eve döndüklerinde oğluna net bir ultimatom verdi:
“Ya mirastan tamamen vazgeçersin… ya da üç ay boyunca köyde, kendi emeğinle yaşarsın.”
Kerem bunun bir blöf olduğunu düşündü. Babası her zaman onu son anda kurtarmıştı. Bu kez de öyle olacağını sandı. İstemeyerek de olsa kabul etti.
Bir hafta içinde:
-
Banka kartları iptal edildi
-
Spor arabası geri alındı
-
Lüks hayatı tamamen sona erdi
Kerem, küçük bir Anadolu köyüne gönderildi. Orada sade bir yaşam süren, çalışkanlığıyla bilinen Bahar ile tanıştırıldı. Plan basitti: Kerem zorlanacak, dayanamayacak ve geri dönmek isteyecekti.
Orhan Bey oğlunun birkaç gün içinde pes edeceğinden emindi.
Ancak işler beklediği gibi gitmedi…
