Torunumun Doğum Gününde Oğlum Bana Kirli Bir Mendil Uzattı

Mendili elime aldım.
O an yüzümdeki kızarıklık kirden değil, utançtan geliyordu.

Bazı konuklar gülüyordu.
Bazıları bakışlarını kaçırıyordu.
Kimse oğluma “Dur” demedi.

Yerime geri döndüm. Sessizce oturdum.
Torunumun gözleri bir an bana takıldı.
Ne düşündüğünü bilmiyorum… ama bakışını hemen çekti.

Derken pasta geldi.
Işıklar biraz kısıldı. Herkes alkışladı.

Tam mumlar üflenmeden önce ayağa kalktım.

“Bir şey söylemek istiyorum,” dedim.

Salon sessizleşti.
Oğlum rahatsızca kıpırdandı.

“Bugün torunumun doğum günü,” dedim.
“Ve ben onun mutlu olmasını istiyorum. Ama bir şeyi de bilmenizi isterim.”

Elimdeki mendili kaldırdım.

“Bu mendil bana biraz önce verildi.
Yüzümü değil… varlığımı saklamam için.

Fısıltılar başladı.

“Bu salonda yıllarca çalışarak, evlat büyüterek yaşlandım,” diye devam ettim.
“Kimseye yük olmadım. Kimseyi utandırmadım.
Ama bugün, anne olduğum için utandırıldım.

Oğlumun yüzü bembeyazdı.

“Torunuma tek dileğim var,” dedim.
“Büyüdüğünde, annesine ve büyüklerine kirli mendiller uzatmak zorunda kalmayacağı bir kalbi olsun.”

Kimse alkışlamadı.
Kimse gülmedi.

Sadece derin bir sessizlik vardı.

Pastayı kestiler. Kutlama devam etti.
Ama o andan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı.

Ben sessizce çantamı aldım ve çıktım.
Arkamdan kimse gelmedi.

Ama şunu biliyorum:
O gün utanan ben değildim.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir