Baba Nasihati: Unutulmaz Hayat Dersi
Genç delikanlı, yıllardır dilden dile anlatılan “Yedi Dağın Eşkıyası” efsanesini duyunca, onun kadar tehlikeli birinin olamayacağını düşünmüş. Cesaretini toplayarak, kışın ortasında, karla kaplı dağları aşarak eşkıyanın yaşadığı yere varmış.
“Bre ahmak! Tek başına bu dağda ne ararsın?” diye çıkışmış eşkıyanın adamları. Delikanlı, sakince cevap vermiş:
“Ağanıza bir hediye getirdim.”
Bu sözler üzerine onu Yedi Dağın Eşkıyasının karşısına çıkarmışlar. Namı büyük olan bu adam, gerçekten de anlatıldığı kadar haşmetliymiş. Delikanlı, cesaretini toplayarak babasının vasiyetini anlatmış ve koynundan çıkardığı kese altını uzatmış:
“Ağam, bunu size vermezsem babam mezarında rahat yatmaz, lütfen kabul edin.”
Eşkıya, derin bir iç çekerek keseye bakmış ve yüzünde şaşırtıcı bir tebessüm belirmiş:
“Sevdim seni. Safsın, temizsin, dünyadan haberin yok.”****
Sonra gözlerini dağlara çevirmiş ve devam etmiş:
“Benim namım bu dağları sarmıştır, lakin bil ki bu memlekette benden büyük bir eşkıya daha var. Biz eşkıya da olsak, hak etmediğimiz mala el sürmeyiz. Eğer gerçek eşkıyayı görmek istiyorsan, şehirdeki sahte efendileri bul! Onlar, bizim çaldığımızdan fazlasını kanunla alır. Şimdi şehre git ve selamımı söyle. O keseyi ona ver!”
Sonra adamlarına emretmiş: “Yol verin, gitsin!”
Delikanlı, şaşkın ve düşünceli bir şekilde şehre doğru yola çıkarken, asıl gerçeklerin dağlarda değil, şehrin tam ortasında saklı olduğunu fark etmişti…

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.