İstanbul’da soğuğun kemiklere işlediği bir kış gecesi… Mahalle bakkalında yıllardır gece vardiyasında çalışan Meryem Teyze, iş çıkışı çöp konteynerlerinin arkasında titreyen üç çocuk fark etti. En büyüğü 16 yaşlarında, en küçüğü ise ilkokul çağındaydı. Üstleri başları perişandı, yüzleri açlıktan solgundu.
Meryem Teyze çantasındaki sandviçleri sessizce yanlarına bıraktı. Çocuklar, sanki bir tuzak varmış gibi geri çekildi. Çünkü hayat onlara, iyiliğin bile bedeli olabileceğini öğretmişti.
Meryem Teyze sadece şunu söyledi:
“Korkmayın… Karnınız doysun yeter.”
O geceden sonra, kimse görmeden, kimse bilmeden… Meryem Teyze tam 10 yıl boyunca onları besledi. Kimi zaman sıcak çorba, kimi zaman ekmek arası… Bazen de sadece bir battaniye.
Yıllar geçti. Çocuklar bir gün ansızın ortadan kayboldu. Meryem Teyze ise geriye sadece bir not ve içini kemiren bir endişeyle kaldı.
Ve sonra…
Bir sabah kapısının önünde siyah bir cip durdu.
