Ben Hatice… Yetmiş Yaşındayım ve O Gün Bir Somun Ekmeğin İçinde Hayatımı Buldum

Yere düşen şeyi aldım. Küçük, dikkatlice katlanmış bir kâğıttı. Açmadan önce uzun süre elimde tuttum. Sanki açarsam hayatım geri dönülmez şekilde değişecekti.

İçinden bir zarf çıktı.
Üzerinde tek bir kelime yazıyordu: “Anne.”

Zarfın içinden bir miktar para ve küçük bir not çıktı. Notu okurken gözyaşlarım kâğıdın üstüne düştü:

“Leyla görmesin diye bunu böyle yapmak zorundaydım.
Ameliyatın için gereken her şey burada.
Seni yalnız bırakmam anne.”

O an her şey yerine oturdu. Demek ki gözlerime bakamamasının sebebi buydu.
Demek ki sesinin titrediğini boşuna hissetmemiştim.

Ertesi gün hastaneye gittim. Evrakları teslim ettim. Görevli kadın paraya baktı ve “Bu ameliyat için yeterli” dedi. Dizlerimin bağı çözüldü. Yaşadığımı ilk kez o kadar net hissettim.

Ameliyat günü yaklaştıkça Murat aramadı. Ben de aramadım. Onu zor durumda bırakmak istemedim. Hemşire “Yakınınız var mı?” diye sorduğunda,
Oğlum,” dedim.
İçimden de “Burada olmasa bile yanımda” diye geçirdim.

Uyandığımda ilk gördüğüm şey beyaz tavan değil, Murat’ın yüzüydü. Elimi tuttu.
“Anne… iyi misin?” dedi.

Konuşamadım. Sadece elini sıktım.

Sonraki günlerde yavaş yavaş toparlandım. Murat her gün geldi. Sessizdi ama oradaydı. Taburcu olurken bana bir poşet bıraktı: ilaçlar, biraz yiyecek ve yeni bir mont.
“Bu sefer içine bir şey saklamadım,” dedi gülerek.

Eve döndüğümde masadaki ekmeğe baktım. Bıçağın izi hâlâ duruyordu. Bana şunu hatırlattı:
Bazen insanlar sevgilerini saklar. Çünkü göstermek cesaret ister, saklamak ise bazen mecburiyettir.

Kalbim hâlâ hassas. Ama güçlü.
Ve biliyorum ki oğlum bana bir somun ekmekten çok daha fazlasını verdi.

Bana hayatımı geri verdi.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir