Benim adım Halil. 78 yaşındayım.
Şu an bir huzurevinde kalıyorum. Buraya kendi isteğimle gelmedim.
İki çocuğum var. Serkan ve Zeynep. İkisi de hayatta, ikisi de beni biliyor.
Ama uzun zamandır ne arayan var, ne soran.
Eşim vefat ettikten sonra bir süre tek başıma yaşadım. Sabahları çayımı koyar, balkona çıkar sokağı izlerdim. Komşularla selamlaşırdım.
Kendi kendime, “Ben hâlâ ayaktayım” derdim.
Sonra dizlerim tutmamaya başladı. Bir gün banyoda kaydım ve düştüm. Saatlerce yerde kaldım. Kimse duymadı.
O an şunu anladım: İnsanı asıl korkutan ölüm değil, unutulmak.
Hastaneden çıktığım gün çocuklar geldi. Aralarında konuşmuşlardı.
“Baba, burada senin için daha iyi olur,” dediler.
Tartışmadım. Çünkü karar çoktan verilmişti.
Birkaç eşyamı bir çantaya koydular.
“Alışınca seni alırız,” dediler.
O gün bugündür buradayım.
