Adamlar irkildi.
Ağaçların arasından sivil giyimli ama askerî duruşlu bir adam çıktı.
Adımları ağır, bakışları keskin.
Bıçaklı saldırgan tereddüt etti ama hamle yaptı.
Her şey saniyeler içinde gerçekleşti.
Yeni gelen adam çevik bir hareketle saldırıyı etkisiz hale getirdi.
Genç kadın boş durmadı.
İlk yere düşürdüğü saldırganı kelepçeledi.
Tam o sırada ormanın içinden düdük sesi yükseldi.
Kadın, olayın başında fark ettirmeden acil konum sinyali göndermişti.
Yakın devriyedeki tim çoktan yoldaydı.
Far ışıkları göründü.
Siren sesi ormanı doldurdu.
Birkaç dakika önce tehdit savuran adamlar şimdi dizlerinin üzerine çökmüştü.
Yeni gelen adam kadına yaklaştı.
“İyi misin Teğmen?” diye sordu.
“İyiyim Komutanım,” dedi kadın.
Komutan hafifçe gülümsedi.
“Zamanında gelmesek de idare ederdin.”
Orman yeniden sessizliğe büründü.
O gece tutanaklara sadece birkaç satır yazıldı.
Ama o dar yolda verilen mücadele bir gerçeği kanıtladı:
Birini yalnız sanmak, en büyük hatadır.
Çünkü gerçek güç, korkusuzluk değil…
Korkuya rağmen doğru olanı yapabilmektir.