
Dar toprak yolda tek başına yürüyen üniformalı genç bir kadın vardı.
Aracı arızalanmıştı.
En yakın karakola evrak ulaştırması gerekiyordu.
Telefon çekmiyordu.
Telsiz zayıftı.
Ama adımları kararlıydı.
Yolun kenarında bekleyen dört adam onu gördü.
Yalnızdı.
Üstelik gençti.
Yolu kapattılar.
“Burada bağırsan da kimse duymaz,” dedi içlerinden biri.
Kadın durdu.
“Çekilin yolumdan,” dedi sakin ama net bir sesle.
Alaycı kahkahalar yükseldi.
Bıçak parladı.
Gerilim saniyeler içinde arttı.
Adam kadının omzuna dokunmaya yeltendiği anda beklenmedik bir şey oldu.
Tek bir hamleyle adam dizlerinin üzerine indi.
Diğerleri şaşkındı.
Ama hâlâ kendilerine güveniyorlardı.
Ta ki ormanda yankılanan o sert sesi duyana kadar:
“Bıçağı yere bırak.”