Bankanın önündeki hava bir anda değişti. Az önce kahkahaların yankılandığı girişte şimdi derin bir sessizlik vardı. Herkesin bakışları aynı noktada birleşmişti: Lastik terlikleri, eski ceketi ve yıpranmış çantasıyla bankanın önünde dimdik duran yaşlı bir adamda.
Hüseyin Dede…
Genç güvenlik görevlisinin sesi az önce sertti. Şimdi ise boğazında düğümlenmişti. Bir adım geri çekildi ama gözlerini adamdan ayıramadı. İçeri girip çıkan müşteriler durumu fark etmişti. Kimisi utançla başını eğiyor, kimisi telefonuna sarılıyordu.
“Demek…” dedi görevli titreyerek.
Cümleyi tamamlayamadı.
Hüseyin Dede sakince gözlerinin içine baktı.
“Evet evladım,” dedi. “Demek ben.”
O an herkes şunu hissetti: Burada bir yanlış yapılmıştı. Ama kimse bunun ne kadar büyük bir hata olduğunu henüz bilmiyordu.
