Kocamın Mezarına Her Gün Giderdim… Ta ki O Gün Karşıma Çıkana Kadar

Kocam Murat’ı kaybedeli üç yıl olmuştu. Neredeyse on yıl evli kaldık ama çocuğumuz hiç olmadı. O gittikten sonra evin içi de, hayatım da sessizliğe gömüldü.

Bu yüzden her gün mezarlığa giderdim. Mezar taşını siler, çiçekleri düzeltir, oturup Murat’la geçirdiğimiz günleri düşünürdüm.

O gün de kışın en keskin günlerinden biriydi. Güneş vardı ama rüzgâr iliklerime işliyordu. Her zamanki gibi mezarlığa vardım… ve bir ağacın dibinde onu gördüm:

Montuna sımsıkı sarılmış, titreyen küçük bir kız çocuğu… Sanki uyuyordu ama yüzü bembeyazdı.

Yanına çömeldim.
“İyi misin canım? Ailen nerede?” dedim.

Zor duyulan bir sesle cevap verdi:
“Birini arıyorum… Annem başka şehirde. Dün evden kaçtım.”

İçim parçalandı. Hava kararıyordu, soğuk daha da sertleşiyordu. Onu orada bırakamazdım. Üstelik gözlerinde… tarifsiz bir tanıdıklık vardı.

Eve gelince sıcak çorba yaptım, battaniyeye sardım. Biraz kendine geldiğinde, gözlerini kaçırarak fısıldadı:

“Birini bulmam gerekiyor. Ona çok önemli bir şey söylemeliyim. Ama annem… gerçeği söylememi istemedi.”

Sonra cebinden buruşuk bir fotoğraf çıkardı ve uzattı.

Fotoğrafa baktığım an nefesim kesildi.

Çünkü fotoğraftaki adam… Murat’tı.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir