Küçük Bir Köyde Tatil Yaparken

Kulübenin içi tam bir keşmekeşti. Duvarlarda eski haritalar, raflarda tozlu kitaplar ve masanın üzerinde garip sembollerle dolu notlar vardı. Sanki birisi burada uzun süredir bir şeyler araştırıyordu. Masanın üzerinde duran bir defteri elime aldım ve sayfalarını karıştırmaya başladım. Defterde, köyün tarihi hakkında bilgiler ve bir hazine efsanesiyle ilgili notlar vardı.

Tam o sırada, kulübenin kapısı aniden kapandı ve içerisi tamamen karanlığa gömüldü. Kalbim hızla çarpmaya başladı. El yordamıyla kapıya doğru ilerlerken, kulübenin içinde bir şeylerin hareket ettiğini hissettim. Sanki birisi ya da bir şey beni izliyordu.

Kapıyı açıp dışarı çıktığımda, ormanın sessizliği beni rahatlatmıştı. Ancak kulübeye geri dönüp baktığımda, ışığın söndüğünü ve kulübenin sanki hiç var olmamış gibi ormanın derinliklerinde kaybolduğunu gördüm.

Ertesi gün, köydeki yaşlılarla konuştuğumda, ormanda böyle bir kulübenin var olduğunu bilen kimse yoktu. Bazıları, ormanın büyülü olduğunu ve zaman zaman garip şeylerin yaşandığını söylüyordu. O günden sonra, kulübeyi bir daha hiç görmedim. Ancak o gece yaşadıklarım, hala aklımda bir soru işareti olarak kaldı. Acaba o kulübe gerçek miydi, yoksa ormanın bana oynadığı bir oyun muydu?





Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.