83 yaşındayım. Hayatım boyunca yalnızlığın ne olduğunu bildiğimi sanıyordum. Ama iki oğlumun beni zamanlarına değmez görmesi, bana gerçek yalnızlığın ne demek olduğunu öğretti.
Ben Meral. İki erkek evlat büyüttüm: Kerem ve Emre. Küçükken iyiydiler. Ya da ben öyle hatırlamak istiyorum. Yıllar geçtikçe, onların hayatında öncelikler değişti, ben ise sessizce arka plana itildim.
Bağlantıyı koparmamak için elimden geleni yaptım.
Bayramlarda mektuplar yazdım.
Doğum günlerinde aradım.
En sevdikleri kurabiyeleri pişirip kargoyla gönderdim.
Ama her seferinde aynı cümleler geldi:
“Anne çok yoğunum.”
“Anne bu bayram da olmayacak.”
“Anne seneye…”
O seneye hiç gelmedi.
Yedi yıl önce eşimi kaybettikten sonra evim büyüdü, sesler azaldı. Ve ben, iki oğlum varken çocuksuz kaldığımı fark ettim. Aramayı bıraktım. Çünkü reddedilmek, sessizlikten daha çok acıtıyordu.
